Business - Elemanlıktan şirket kurup başarıya yürümek hikayesi
Sosyal medyaya geri dönmek demek yazı yazmak demek. Facebook sanki Reader's Digest gibi (Türkiye'de Bütün Dünya adıyla yayınlanıyor). Günlük yaşamdan parçaların aktarıldığı dev bir mecmua gibi. Boş zamanları boşlukla dolduran sosyal medya. Bu boşluğa bir katkı da bugün benden olsun.
2021'de kendi şirketimi cesaret ederek açmıştım, halen de şirketim devam ediyor. Şirketim Alorya Seramik ve Teknoloji A.Ş. ilk açtığımdaki düşüncelerim ile şimdiki arasında dağlar var.
17 sene kadar eleman olarak çalıştıktan sonra şirket açmak gerçekten kolay değildi. Elemanlık denen şey Wifredo Pareto'nun şu kuralına hitap ediyor: Zamanının %80'ini harcayarak sadece kazanbileceğin potansiyelin ancak %20'sini kazan. Geri kalan kazanabileceğin para, yani %80'i ise senin hayallerini süslesin.
Şirket açtığımdaki amacım zamanımın %20'sini kullanarak potansiyelimin elverdiği paranın %80'ini kazanmak idi.
Şirketi şirket yapan şeyin arayışı, indirekt çalışmalar, elemanlık kafasından sıyrılma
Aradan kısa bir zaman geçtiğinde ilk fark ettiğim şeyler benim için bilinmeyen şeyler idi: şirketi resmi olarak bir günde açsam da, fiziki şartları düzenleyerek güzel bir şirketi açmak nerdeyse 3 ay sürdü (Hatta küçük incik boncuk teferruatlar ile uğraşmamı da eklersek bu süreye 6 ay diyebiliriz).Neyse sonuçta, 3 ay boyunca, mağazamı fiziki olarak nasıl güzel yaparım diye hep uğraştım: display, aydınlatma, iç düzenleme, elektrik tesisat yenilenmesi, iç yönlendirme, fiyatlama, envanter çıkarma, kategori olarak ürünleri ayırıp reyonlar oluşturmak vs vs.... 3 ay sonunda da, artık pes ettim, çünkü yap yap bitmiyordu, insan hep daha iyisi olsun istiyor ya, ben de baktım bu hataya sürükleniyorum. Bir de şunu söylediler bana: "sen mağazanı satmıyorsun ki, senin sattığın şey ürünlerin, paranı mağazana değil ürünlerine harca". Artık dekorasyonu durdurma zamanıydı, ve durdurdum.
Ara not: Bu olaya zaman ve para kaybı demek yanlış olur. Bu dekorasyon yapım işi bana bir kazanç sağladı diye düşünüyorum: deneyim, örgütlenme çok değerli kazanımlardı. Ama kaybettiğim bir şey vardı diye itiraf edeyim. O da şuydu: dekorasyon satışı sağlar, ama dekorasyona harcanan para indirektdir, satışın kendisi değildir. Satışa yardımcı olarak kurduğum düzen yeterli artık satışa geçme zamanı diye karar aldım demek iyi bir işletme kararıdır.
Çabucak indirekt çalışmayı durdurdum. Olduğu kadar ile mağazayı açmanın doğru olacağına karar vermiştim. Geriye dönüp baktığımda doğru karar verdiğimi görüyorum bugün.
Çabucak indirekt çalışmayı durdurdum. Olduğu kadar ile mağazayı açmanın doğru olacağına karar vermiştim. Geriye dönüp baktığımda doğru karar verdiğimi görüyorum bugün.
Çevre konusu ve ilk uyanışlar
Sonraki aşama yakın çevremi mağazama çekmeye çalışmak oldu. Şirketimi ilk açtığım günden itibaren eşim ve kızım mağazama pekçok defa geldi, ayrıca çok yakın dostum ve mali müşavirim pek çok defa geldi. Ama başka tanıdıklar ve dostları da çekmek lazımdı. Şirketimi ilk açtığım zamanda iki başka değerli arkadaşımın şirketimi ziyaret etmesi beni hem duygulandırıp hem de cesaretlendirmişti. Çok yakın iki dost. Dostlar insanın içini ısıtıyor.
Şirket açanların hep ortak derdi aynıdır: "çevreme yeni işimi nasıl tanıtayım da onları bana gelmeye ikna edeyim." Bunun halen geçerli olduğunu zannediyordum. Ama yanılıyordum.
İlla gelmelerine ne gerek varmış! Bunu da sonra anladım. Açılışlar partiler bir tür reklam çalışması ve yapılması gereken şeyler, ama hem modası geçmiş hem de pandemi sonrası pek mümkün değildi.
Ben de sosyal medyayı kullanayım dedim, çünkü önümde dev bir engel vardı, pandemi daha yeni bitmiş ve covid hala can almaya devam ediyordu, bir açılış ile insanları toplamak mümkün değildi.
İşin bir ilginç yanı, mağazacılığın eski halde olmadığını fark etmem oldu: artık arkadaş toplantılarındayken, yakın çevrem seramik konusunda taleplerde bulunuyordu. Yani sadece şirketinde oturup müşteri gelsin diye beklemek dönemi kapanmıştı.
Senin işyerin cep telefonun ile her yerde devam ediyor, bir de sosyal medya ile şirketin dünyanın her yerinde var olabiliyor. Eski mağazacılığın yok olduğu ve yeni mağazacılığın nasıl olduğunu öğrenmek yaklaşık 6 ayıma mal oldu. İç dekor+yeni mağazacılığı keşfetme olayları ile toplamda 1 seneyi bulduk.
İlla gelmelerine ne gerek varmış! Bunu da sonra anladım. Açılışlar partiler bir tür reklam çalışması ve yapılması gereken şeyler, ama hem modası geçmiş hem de pandemi sonrası pek mümkün değildi.
Ben de sosyal medyayı kullanayım dedim, çünkü önümde dev bir engel vardı, pandemi daha yeni bitmiş ve covid hala can almaya devam ediyordu, bir açılış ile insanları toplamak mümkün değildi.
İşin bir ilginç yanı, mağazacılığın eski halde olmadığını fark etmem oldu: artık arkadaş toplantılarındayken, yakın çevrem seramik konusunda taleplerde bulunuyordu. Yani sadece şirketinde oturup müşteri gelsin diye beklemek dönemi kapanmıştı.
Senin işyerin cep telefonun ile her yerde devam ediyor, bir de sosyal medya ile şirketin dünyanın her yerinde var olabiliyor. Eski mağazacılığın yok olduğu ve yeni mağazacılığın nasıl olduğunu öğrenmek yaklaşık 6 ayıma mal oldu. İç dekor+yeni mağazacılığı keşfetme olayları ile toplamda 1 seneyi bulduk.
Çevrenden tavsiye almak: bilmeleri gereken TEK şeyi bilmeyen tavsiyeciler
Gerçekten mağazamı açarken bunlardan haberim yoktu. İnsanın şirket açarken karsılaştığı en büyük sorun, etrafında deneyimli ve ona tavsiye verecek kimseyi bulamıyor olması. Bunları herkes tekrar tekrar yaşıyor. Bari başkaları da aynı şeyi yaşamasın diye yazayım dedim.
Tavsiye alacak kişiler demişken, benim çevremdekiler inşaat, mimarlık, elektrik proje, taahüt, müteahhitlik, makina gibi işlerde çalışanlardı. Süs ve dekorasyon ürünlerin seramikten üretilip satılması onlara uzaylı dünyası gibi geliyordu, verecek tavsiye bulamıyorlardı.
Ama ne garip esasen verecekleri tavsiye vardı ama onlarda bunu göremiyorlardı. çok basit iki kelimelik şey: marketing management. Bunu ancak eylül'de başladığım şirketimin bünyasine kattığım emlakçılık ile ve Keller Williams eğitimleri ile öğrendim. Şu notu hemen ekleyeyim: Keller Williams ABD de kendi üniversitesindeki verdiği eğitimleri bizlere veriyor, olay sadece emlakçılık değil, olay marketing management'ı uygulamayı öğrenmek ve uygulamak. Bunu da KW Angora'da öğrenip uyguluyorum.
Eleman iken insan gazete dergi ile bunları (marketing'in önemini) okuyor ama aynı değil. İşin sofrasında oturup da bunları bir fiili yaşayıp kararlar alıp stratejiler belirlemek gerektiğinde iş değişiyor.
Ama ne garip esasen verecekleri tavsiye vardı ama onlarda bunu göremiyorlardı. çok basit iki kelimelik şey: marketing management. Bunu ancak eylül'de başladığım şirketimin bünyasine kattığım emlakçılık ile ve Keller Williams eğitimleri ile öğrendim. Şu notu hemen ekleyeyim: Keller Williams ABD de kendi üniversitesindeki verdiği eğitimleri bizlere veriyor, olay sadece emlakçılık değil, olay marketing management'ı uygulamayı öğrenmek ve uygulamak. Bunu da KW Angora'da öğrenip uyguluyorum.
Eleman iken insan gazete dergi ile bunları (marketing'in önemini) okuyor ama aynı değil. İşin sofrasında oturup da bunları bir fiili yaşayıp kararlar alıp stratejiler belirlemek gerektiğinde iş değişiyor.
Elemanlıkta masa başında plan yapmaktan bin kat ötede farklı birşey bu.
Sonuçta, marketing management olayını biraz görünce, yakın çevremden başka hiç kimsenin mağazama gelmemesini takmadım, çünkü mağazamın benim gittiğim her yere beraberimde giden cebimdeki bir şirket olduğunu fark etmiştim. Bunu anlayana kadar geçen sürede, kendimi suçlamam da yersiz ve gereksizmiş. Marketing olayı zaten kaybettim diye hayıflandığım zamanı bana kazandırıyordu.
Ama daha fazlası vardı, belki de en önemli şeyler, bunları da tek başına çalışırken öğrenemedim, ama emlakçılık eğitimi aldığımda öğrendim: "neyi satarsan sat belli başlı bir kural hiç değişmiyor: marketing management kurallarının kesinlikle baştan itibaren uygulanması gerektiği. Hedef belirle, Strateji kur ve eyleme geç".
Öyle kitaplarda yazıldığı gibi değil bu marketing, uyguladıkça gelişen bir şeymiş bu, bunu ancak KW emlak eğitiminde marketing management eğitimi alırken öğrendim. Yani sonuçta seramik de olsa veya yazılım satışı, veya konut villa işyeri veya makina araba veya mühendislik becerini satsan da hep marketing management önüne şak diye geliyor. Teknik bilginin yanı sıra saha ve uygulama bilgisi gerekiyor.
Bu, "Kitabı bilmek sadece işin %20'si, uygulamak işin %80'i" demek ile aynı şey.
Unutmak, elemanlığın tatlı zehiri
Şimdi biraz başka konulara odaklanacağım:
Benim üniversitedeki eğitimim reklamcılık idi. Bize üniversitede, marketing management'ı, eğitimim boyunca 3 sene boyunca kafamıza kazımışlardı.
O kafama kazınan şeyi, elemanlığın esirlik mantalitesi çerçevesinde kafamdan söküp atmışım. Bunu bir tek ben değil, Türkiye'de ve Dünya'da herkesin yaşamış olduğuna eminim. Yahu elemanlık kafası ne meymenetsiz münasebetsiz bir şeymiş ki bu kadar önemli şeyi kafamdan silebilmiş! Hayret. Belki de elemanlığı modern kölelik yapan şey bu. Özgürlük ile alakalı her şeyi kafadan siliyorlar ki, sen köleleşmiş olduğunun farkına varma, ve bu kölelikten kurtulabilmek için de elinde malzeme olmasın.
Elemanlıkta insan laçkalaşıyor, bir tür parazite dönüşüyor. Hemde kurumsal şirketlerde çalışmış olmama rağmen bu hayatımda oluştu diye düşünüyorum. Köle efendi zihniyeti bizim şirketlerde yerleştirilmeye çalışılan bir düzen, ve herhalde bu sebeple bizim şirketler tüm sektörlerde dünya ile rekabet edemiyor. Çünkü rekabet sağlayacak akıl kalmıyor ki hiç bir çalışanda! Ne kötü bir düzen bu!
Benim üniversitedeki eğitimim reklamcılık idi. Bize üniversitede, marketing management'ı, eğitimim boyunca 3 sene boyunca kafamıza kazımışlardı.
O kafama kazınan şeyi, elemanlığın esirlik mantalitesi çerçevesinde kafamdan söküp atmışım. Bunu bir tek ben değil, Türkiye'de ve Dünya'da herkesin yaşamış olduğuna eminim. Yahu elemanlık kafası ne meymenetsiz münasebetsiz bir şeymiş ki bu kadar önemli şeyi kafamdan silebilmiş! Hayret. Belki de elemanlığı modern kölelik yapan şey bu. Özgürlük ile alakalı her şeyi kafadan siliyorlar ki, sen köleleşmiş olduğunun farkına varma, ve bu kölelikten kurtulabilmek için de elinde malzeme olmasın.
Elemanlıkta insan laçkalaşıyor, bir tür parazite dönüşüyor. Hemde kurumsal şirketlerde çalışmış olmama rağmen bu hayatımda oluştu diye düşünüyorum. Köle efendi zihniyeti bizim şirketlerde yerleştirilmeye çalışılan bir düzen, ve herhalde bu sebeple bizim şirketler tüm sektörlerde dünya ile rekabet edemiyor. Çünkü rekabet sağlayacak akıl kalmıyor ki hiç bir çalışanda! Ne kötü bir düzen bu!
Bu korkunç ama olmuş bir kere. ve artık geçmişe bunu gömüyorum. Geleceğe bakmam lazım artık. Neyse bu yeniden uyanışımın bana çok yararı oldu.
Ek not: Geleceğe baktığımda "acaba bu hatayı da ben kendi şirketimde tekrarlarmıyım" diye kendi kendime sormadan edemiyorum. Kendi şirketim büyüyüp eleman alınca, benim elemanlarım da böyle bir şeye dönüşecek mi acaba diye kendi kendime soruyorum. Ülkemde yaygınlaşmış bu hatayı benim aşmam lazım.
Bu düzenin böyle olmayacağını, hayatın akışını değiştirebileceğimi çok yakın zamanda Keller Williams eğitimleri ile öğrendim. Ama insanoğluyum işte, bir kere unuttuysam, güç ve para, bildiklerimi bana kibir ve gurur süsleri altında tekrar unutturabilir.
Keller Williams Angora eğitimleri ile yeni ışık
Konuya geri döneyim:
Keller Williams eğitimleri ile şöyle ilginç olan bir şey gelişti hayatımda.
Keller Williams eğitimleri ile şöyle ilginç olan bir şey gelişti hayatımda.
- Şu anda Keller Williams Angora gayrimenkul şirketinde emlakçıyım.
- Eleman değilim şirket olarak başka şirketin franchising gibi bir durumundan yararlanıyorum.
- Gary Keller, şirketin kurucusu elemanlık mantalitesi tehlikesini görmüş.
- Bu tehlikeye karşı mücadele etmek önemli diye de karar vermiş.
- Buna istinaden bu şirket yapısını özellikle şu andaki şekilde kurmuş,
- Buna göre, Keller Williams'da çalışmak eleman olmak değil, marketing management danışmanı olmak demektir diye eğitimlere yerleştirmiş.
- Emlakçılık elimizdeki bir araç, eğitimlerde aldığımız bilgileri emlakçılığa kullanıyoruz, ama eğitimlerde açık açık söyledikleri şu, bunlar hizmet satışı ile alakalı marketing management araçları, ister emlakta kullan ister başka sektörde.
Ara not: Emlakçılık nedir:
- ne gariptir emlakçılık Türkiye çakal çukul alanı olarak hep tanınır, ama kesinlikle öyle değildir. Onlara da kalmamış bir sektördür.
- Emlakçılık, kendisine yakışmayan adamların piyasada kalamadığı, onları acımasızca eleyip attığı acımasız bir sektördür.
- Emlakçılık sektörü güven üzerine kuruludur. Güven emlakçının etiketidir.
- Emlakçılık esasen pazarlama yönetimini doğru uygulayanların meslekte uzun süre kaldığı bir alandır.
- Marketing management'ı anlamak bu mesleği anlamayı sağlar. Pazarlama yönetimi şunu der: 1 tane değil 1000 tane sat.
- Çakal çukul çekirge gibi 3 kere zıplayıp yokolur. Az satışla, 3 satışla insan ne zengin olur ne de hayatını devam ettirebilir. 3 tane arsa ev satıp, etrafı dolandıran ne emlakçıdır ne de başka bir şey, sadece kötü birşeydir, başka tanımı da yoktur. Bu çakal çukul'un çoğu etrafı 3-5 dolandırır sonra ortadan kaybolur. E böyle adam hangi sektörde olursa olsun o sektörğn adamı değil sadece sahtekardır. Ne diye sektörleri kirletiyorsunuz e dedikoducu arkadaşlar!
- Bundan da bir ders çıkarmak lazım: çakallık yapma işini dürüstçe yap. Anne Baba'dan öğrendiğin çakallıkları sakın yapma, elin Avrupalısı ve Amerikalısı niye hep senin önünde de sen arkasındasın diye düşün! Cevap açık ortada 1000 tane sat, ve aynı kalitede kal, fiyatı öyle giysiye göre uçurup düşürme, etiket neyse o, piyasada yer edineceksen güvenilir olman gerek bunun için de pazarlama yönetimi (marketing management) senin kullanacağın şey (bu size tavsiye, bana değil)
- Emlakçı diye anılacak kişi, mesleği yapan kişi, 1000 defa aynı işlemi, zıplamadan doğrulukla yapar.
- Amerikan ve Avrupa filmlerinde hep görüyoruz, yahu emlakçılık dürüst ve güzel meslek, niye ülkemizde bunu böyle kirlenmesine müsaade etmişiz ki?
- Ben Fransa'da okurken de bunu okudum, niye Türkiye'de saçma kişiler saçma ve yalan dolan ile sektörleri kötülediler bana anlamıyorum!
- Türk toplumu olarak bunun öğrenilmesi hayati bir zorunluluk. Ya bunu öğren ve uygula ya da zaten senin hayatın kaymış arkadaş!
Marketing Management ve ticaretteki diğer her şey
Not 2: ne garip marketing management'a üniversitede hayrandım, elemanlık nasıl bunu kafamdan söküp atmış, çok yazık!
- KW kurucusu Gary Keller sanırım benden çok önce bu elemanlık laçkalaşmasını görmüş.
- Pazarlama yönetiminin elemanın kafasından silinip, kafasının formatlandığını fark etmiş.
- Fark edip buna farklı yaklaşmak gerektiğini anlamış ve yöntemler geliştrimiş.
- İşte bu yöntemleri de bizlere hiç bitmeyen eğitimlerle sunmaya karar vermiş.
Bunu bugün emlakçılıkta aldığım eğitimler sayesinde irdeleyebiliyorum.
Sonra 2 sene boyunca benden alışveriş yapanlar hep tanımadığım yeni tanıştığım kişiler oldu. Ürün üretmek, üretirken seçici davranmak bambaşka deneyimlerdi. Bence her öğrendiğim şey değerliydi.
Ekonomik Kriz
Seramik mağazamda, 2 seneyi doldurduğumda karşıma çıkan şey esasen varlığı ile, hep beni ezen şey oldu: Türkiye'nin derinleşen ekonomik siyasal toplumsal ve başka ne varsa onların krizleri. İşyeri sahibi olanlar herhalde bu dediklerimi anlıyorlardır. Türkiye'de sadece basit bir ekonomik kriz veya siyasal kriz olmuyor, bir kriz patlamışsa, bu "her şeyin krizi" oluyor.
Direnmek lazım, hemen pes etmemek lazım diye, kirası fırlayıp acayip rakkamlara ulaşan mağazamı kapatmak zorunda kaldım. Ama şirketimi kapatmaya gönlüm el vermedi. Yani bir emeğim var, maliyetleri azaltmak yani küçülmek yapılacak en doğru şeydi. Seramik üretip satarak kirayla baş etmek mümkün değildi.
İşte marketing management ve emlakçılıkla tanışıp daha parlak geleceğin planlamasına, yani ışığına kavuşmam böyle oldu.
Yani bugün şunu diyebiliyorum: oyun daha yeni başladı, ve benim açımdan çok zevkli geçeceğine eminim.
Direnmek lazım, hemen pes etmemek lazım diye, kirası fırlayıp acayip rakkamlara ulaşan mağazamı kapatmak zorunda kaldım. Ama şirketimi kapatmaya gönlüm el vermedi. Yani bir emeğim var, maliyetleri azaltmak yani küçülmek yapılacak en doğru şeydi. Seramik üretip satarak kirayla baş etmek mümkün değildi.
Yeniden doğuş
Bundan sonra, şirketimi ilk açtığımda gelir kaynağımı oluşturmasını ümit ettiğim yazılım sektörüne yoğunlaştım: ne de olsa deneyimli ve bilgili olduğum bir alandı. Elemanlıkta geçimimi sağladığım yazılım, şirket olarak bana tatmin edici bir sonuç vermedi. Elemanlıktaki çevremin şirketleşince faydası olmadığını kötü şekilde o zaman anladım (2024 senesi). Hal böyle olunca gelir kaynağı olarak başka yöne kaymak gerekti:İşte marketing management ve emlakçılıkla tanışıp daha parlak geleceğin planlamasına, yani ışığına kavuşmam böyle oldu.
Yani bugün şunu diyebiliyorum: oyun daha yeni başladı, ve benim açımdan çok zevkli geçeceğine eminim.
Comments
Post a Comment